İpucu: / ile aramayı aç, Esc ile kapat.

Üzümlü (Cimin) Gezi Rehberi: Erzincan'ın Bağ İlçesi

Erzincan'ın tarihi bağ ilçesi Üzümlü'nün gezilecek yerlerini, coğrafi güzelliklerini, meşhur Cimin üzümünü ve Altıntepe Kalesi'ni anlatan seyahat yazısıdır.

ME Yazan Muhammet Elma

Üzümlü Nerede? Erzincan Merkeze Uzaklığı ve Konumu

Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde yer alan Üzümlü ilçesi, kuzeyde Çayırlı, doğuda Tercan, güneydoğuda Tunceli’nin Pülümür ilçesi, güneyde ve batıda ise Erzincan Merkez ilçe ile komşudur. İlçe topraklarının büyük bir bölümü, yaklaşık olarak %80'lik bir oranı, Erzincan havzasının kuzey sınırını çizen heybetli Esence Dağları sahasında yer alırken, kalan %20'lik bölümü ise verimli Erzincan Ovası düzlüklerinde bulunmaktadır. Üzümlü, kapladığı alan bakımından Otlukbeli ilçesinden sonra Erzincan'ın ikinci en küçük ilçesidir. İlçenin yüzölçümü resmi kayıtlarda 410 km² ve bazı kaynaklarda ise 591 km² olarak geçmektedir. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği ilçe merkezinde 1.437 metreye ulaşırken, ovanın düzlük kısımlarında bu değer 1.185 metre civarında ölçülmektedir.

Üzümlü şehir merkezi, Doğu Anadolu'yu batı-doğu doğrultusunda kat eden uluslararası E-80 Karayolu'nun yaklaşık 5 km kuzeyinde konumlanmıştır. İlçe merkezinin Erzincan il merkezine olan karayolu mesafesi ise kaynaklarda 22 km veya 23 km olarak geçmektedir. İlçenin kuzey sınırı, Erzincan Ovası ile Çayırlı Ovası arasında doğal bir su bölümü çizgisi oluşturan dağların zirvelerinden geçirilir. Doğusunda Sansa Boğazı'nın büyük bir kısmını sınırları içerisine alan ilçenin güney sınırı ise genel itibarıyla Fırat Nehri'nin bir kolu olan Karasu Irmağı'nı takip eder. Üzümlü'yü Erzincan Merkez ilçe sınırından ayıran batı hattı ise güneyde Denizdamı köyü ile kuzeyde Esence Dağları'nın en yüksek noktalarından biri olan Dağınık Dağı arasında uzanır ve bu hat herhangi bir belirgin doğal unsura dayanmaz.

Cimin Adı Nereden Geliyor?

Üzümlü ilçesinin tarih boyunca kullanılan eski isimleri Tzumina, Justinianopolis ve en bilinen haliyle Cimin’dir. "Cimin" adının kökenine dair en yaygın inanışlardan biri, eski tarihlerde bu yörede yaşadığı rivayet edilen ve efsanelere konu olan Cimcime Sultan'dır. Erzurum ilinde Cimcime Hatun adına yapılmış olan tarihi bir eserin bulunması da bu efsanevi şahsiyetin bölgedeki tarihsel izlerini destekleyen bir unsur olarak kabul edilir.

Toponimik ve dilbilimsel açıdan yapılan araştırmalar ise Cimin adının, Antik Çağ ve Bizans dönemi kayıtlarında geçen "Tzumina" kelimesinden türetildiğini ortaya koymaktadır. Tzumina isminin kelime yapısının, Türklerin Anadolu’ya göç etmesinden sonra bölgeyi yurt edinen Mengücekliler tarafından değiştirilerek "Cimin" formuna dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Mengücek döneminden itibaren resmi kayıtlara giren bu isim; Selçuklu, Moğol, İlhanlı, Karakoyunlu, Mutahharten Emirliği, Timurlu, Akkoyunlu ve Osmanlı devletlerinin resmi belgelerinde de "Cimin" veya bazen Türkçe yazılış alışkanlığıyla "Çimen" şeklinde kullanılmaya devam etmiştir. Cumhuriyet'in ilanından sonra, Türkiye genelinde yürütülen yerleşim adlarını düzenleme çalışmaları kapsamında, ilçenin ismi burada yetiştirilen dünyaca ünlü siyah renkli üzümlerden esinlenilerek "Üzümlü" olarak değiştirilmiştir.

İlçenin Tarih Katmanları: Urartu'dan Osmanlı'ya

Arkeolojik bulgular, Üzümlü ve yakın çevresindeki yerleşme tarihinin M.Ö. 3.000 yıllarına, yani Erken Tunç Çağı'na kadar uzandığını kanıtlamaktadır. Yöre, Hurrilerden başlayıp Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar kesintisiz devam eden tarihi süreçte 19 farklı devlet ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bölge, ilerleyen dönemde Hurrilerin, ardından Hititlerle egemenlik mücadelesine girişen Azzilerin ve Hayaşaların kontrolüne geçmiştir. Hititlere ait çivi yazılı tabletlerde Erzincan-Erzurum bölgesi doğrudan "Hayaşa Ülkesi" olarak adlandırılmaktadır. Hayaşalıların ardından bölgede en köklü ve kalıcı yerleşik kültürlerden birini kuran Urartular hakimiyet kurmuştur. Urartu döneminden sonra sırasıyla Medler ve Persler yöreyi sınırlarına dahil etmiştir. Pers döneminde, bölgede yayılan Anahita kültünün etkisiyle Üzümlü ve çevresinde tapınaklar inşa edilmiştir. Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'nu yıkmasının ardından ise bölgede siyasi dengeler değişmiştir.

Roma İmparatorluğu döneminde "Tzumina" adıyla anılan bölge, Latin kültürünün etkisi altına girmiş ve eski Anahita tapınağı yerine Artemis'e ibadet edilmeye başlanmıştır. Hristiyanlık bölgeye. yüzyılda Aziz Grigor (Aydınlatıcı) vasıtasıyla yayılmış ve kısa sürede Üzümlü ile Erzincan çevresinde "vank" adı verilen çok sayıda büyük manastır ve şapel inşa edilmiştir. Doğu Roma (Bizans) İmparatoru Justinianus, sınır güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeyi tahkim ettirmiş ve Tzumina yakınında kendi adıyla anılan "Justinianopolis" şehrini kurmuştur.

Altıntepe: İlçedeki Urartu Kale-Şehri

Altıntepe Kalesi, Üzümlü ilçe merkezinin yaklaşık 5 km güneybatısında, Erzincan-Erzurum karayolunun 100 metre kuzeyinde yer alan 60 metre yükseklikteki doğal bir tepe üzerinde kurulmuştur. Erzincan Ovası'na ve Karasu Irmağı'na tamamen hakim bir konumda bulunan bu antik yerleşim, Urartu İmparatorluğu'nun batı sınır bölgesindeki en önemli idari merkezlerden, bir başka deyişle eyalet valiliklerinden biridir. Tepedeki mezarlardan çıkarılan zengin arkeolojik buluntular üzerinde yer alan "Rusa oğlu Argişti" çivi yazılı ifadeleri, kalenin kuruluşunu II. Argişti dönemine (M.Ö. 714-685) tarihlendirmektedir.

Tepenin güney eteklerinde yer alan ve düzgün kesilmiş taş bloklarla yeraltına inşa edilmiş 3 adet anıtsal oda mezar, Urartu yönetici sınıfına aittir. 1938 yılında köylülerin tesafüfen bulduğu bu mezarların ardından, bölgede Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında ilk bilimsel kazılar başlatılmıştır. Kazılarda mezar odalarının içinde altın ve gümüş düğmeler, gerdanlıklar, aslan başlı gümüş çubuklar, fildişi mobilya parçaları ve bezemeler gün yüzüne çıkarılmıştır.

Kalenin en görkemli yapısı, sitadelin merkezinde yükselen klasik Urartu tapınağıdır. 13,80 x 13,80 metre ölçülerinde kare planlı bu tapınak, üç sıra kesme taştan yapılmış oldukça kaliteli bir temel üzerine oturmaktadır. Tapınağın çevresi, 30 x 27 metre boyutlarında, üst örtüyü taşımak amacıyla yerleştirilmiş 20 adet ahşap sütuna sahip revaklı bir avlu ile kuşatılmıştır. Tapınak alanında ortaya çıkarılan duvar resimlerinde (fresklerde) beyaz, mavi ve kırmızı renklerin ağırlıklı kullanıldığı, hayat ağacı ve mitolojik figürlerin işlendiği görülür. Tapınağın batısında, pers dönemine ait bir apadana (sütunlu salon) ve fresklerle süslü odaları ile dere taşlarıyla döşeli avlusu bulunan konak yapıları tespit edilmiştir.

Kalenin kuzeydoğusunda, geç dönem sur duvarlarının hemen dışında büyük depo odaları yer alır. Depolarda erzak ve şarap saklamak amacıyla kullanılan devasa küpler (pitoslar) bulunmuştur. Bu pitosların üzerinde yer alan hacim ve mülkiyet belirten hiyerogliflerin, diğer Urartu merkezlerindeki Urartuca yazımın aksine, Hitit hiyeroglifiyle yazılmış olması bilim dünyası için son derece şaşırtıcı bir bulgudur. Bu durum, kalede görev yapan yazıcı memurun başkente değil, çok daha yakın bir Hitit kültür merkezine bağlı olduğunu göstermektedir.

Tepenin güneydoğu yamacında, mezarlarla aynı terasta bulunan açık hava tapınağı, 7,75 x 11,70 metre ölçülerindedir. Taş temel üzerine kerpiç duvarlarla çevrili bu alanın kuzeybatı duvarı önünde, yan yana sıralanmış 2,30 metre yükseklikte üzerleri kemerli ancak yazısız 4 adet andezit stel ve bunların yanında 50 cm çapında dairesel bir kurban sunağı ortaya çıkarılmıştır. Altıntepe kazılarından elde edilen boğa başlı büyük kazanlar, tunç kalkanlar, fildişi eserler ve seramikler günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir.

Cimin Üzümü Neden Bu Kadar Bilinir?

Üzümlü ilçesinin eski adını taşıyan Cimin Üzümü (Karaerik üzümü), bölgenin kendine has mikroklima özelliklerinden kaynaklanan eşsiz nitelikleriyle tanınan, siyah renkli ve basık-oval şekilli sofralık bir üzüm çeşididir. Cimin üzümünü dünyadaki diğer tüm üzüm çeşitlerinden ayıran en belirgin özelliği, 23 Kasım 2000 tarihinde Üzümlü Belediyesi'nin müracaatı üzerine tescillenmiş olmasıdır. Yörede sıkça "dünyanın ilk patentli üzümü" diye anılan bu tescil hukuken patent değil coğrafi işaret korumasıdır; Cimin üzümü bu korumayı alan ilk Türk ürünlerinden biridir.

Cimin üzümünün taneleri ortalama 3-4 gram ağırlığında olup, salkımları dolgun, sık ve konik yapıda, 300 ile 500 gram ağırlık arasındadır. Üzümün en karakteristik özelliklerinden biri, tanelerinin üzerinde puslu-buğulu bir tabakanın bulunması ve asıl mayhoş lezzetini veren kabuğunun son derece ince bir zar tabakasından oluşmasıdır. Mayhoş ve az şekerli tat profili, üzümü sofralık tüketimde aranan bir çeşit hâline getiriyor.

Cimin üzümü yalnızca sofralık değeriyle değil, akademik ilgiyle de anılıyor. Üzüm çekirdeği ekstraktının içeriği üniversitelerde yürütülen çalışmalara konu olmuş durumda. Bu çalışmalar laboratuvar aşamasındadır; buradan yola çıkarak üzüme tedavi edici bir nitelik atfetmek doğru olmaz. Sağlıkla ilgili sorularınız için hekiminize danışın.

İlçede geniş bir bağ alanında Cimin üzümü yetiştirilmektedir. Bu üretim kapasitesiyle Üzümlü, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Elazığ ve Malatya'nın ardından en fazla üzüm üretilen üçüncü merkez konumundadır. Hasat edilen üzümler Türkiye'nin dört bir yanına gönderildiği gibi, çeşitli dönemlerde Avrupa ülkelerine de ihraç edilmektedir.

Bağlar, Bağ Evleri ve Üzümlü'nün Bağcılık Kültürü

Üzümlü'de bağcılık, ilçenin kurulduğu dağ eteklerinin güneye bakan yamaçlarında yüzyıllardan beri kesintisiz şekilde sürdürülen en köklü tarımsal ve kültürel gelenektir.. yüzyıl Osmanlı tapu tahrir defterlerinden edinilen bilgilere göre, Cimin bağlarında o dönemde de siyah üzüm bağlarının meşhur olduğu, Türk ve Ermenilerin bağcılık faaliyetlerini birlikte yürüttükleri belgelenmiştir. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ilçeden geçen seyyahlar da buradaki bağcılık kültüründen övgüyle bahsetmiştir. 1404'te ilçeyi ziyaret eden Clavijo, ovanın tamamen üzüm bağlarıyla kaplı olduğunu yazarken, Evliya Çelebi de buradaki bağların güzelliğini "İrem bağlarına" benzetmiş ve Cimin üzümünün kış boyu taze kalacak şekilde saklanabildiğini belirtmiştir.

Bu köklü tarım kültürü, ilçede kendine özgü bir "Bağ Evi" geleneğinin doğmasına vesile olmuştur. Yaz aylarında, özellikle temmuz ve ağustos aylarındaki şiddetli ova sıcaklarından korunmak isteyen varlıklı ilçe sakinleri, temiz havası ve bol su kaynakları bulunan yamaçlardaki bağ evlerine taşınarak yaz mevsimini burada geçirirlerdi. Seyyah Henry C. Barkley, eylül ayındaki bağ bozumu döneminde bu bağ evlerinin zengin ilçe sakinleriyle dolup taştığını ve buralarda hareketli bir sosyal yaşamın sürdüğünü kaydetmiştir.

Geleneksel olarak dağ yamaçlarında aile işletmeciliği şeklinde yürütülen bağcılık, son yıllarda ovanın alt kesimlerinde modern tarım teknikleriyle kurulan yeni bağ alanlarıyla daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın destekleriyle hayata geçirilen modern bağlarda basınçlı damla sulama sistemleri ve modern asma tipi tel-karkas-gergi altyapısı kullanılmakta, böylece hem üzüm kalitesi artırılmakta hem de hastalık kontrolü kolaylaştırılmaktadır.

Üzümden Çıkan Ürünler: Pekmez, Köfter ve Saruç

Üzümlü mutfak kültüründe, yetiştirilen üzümler yalnızca taze olarak tüketilmez; kış aylarında tüketilmek üzere geleneksel yöntemlerle saklanabilir veya çok özel yerel lezzetlere dönüştürülür. Bu ürünlerin en bilinenleri pekmez, köfter (pestil) ve cevizli saruçtur.

Evliya Çelebi seyahatnamesinde, Cimin üzümünden yapılan ve güneşte terbiye edilen özel dut ve üzüm pekmezlerinden bahsetmiş, bu yoğun aromalı pekmezlerin "bir kasesini içene taze hayat" verdiğini yazmıştır. Üzüm şırasının nişasta ile kaynatılmasıyla elde edilen köfter ve orcik (cevizli sucuk) de yöre halkı tarafından kışlık çerez olarak sıkça üretilmektedir.

Bu yöresel ürünler arasında en özgünü, tescilli Cimin üzümünden yapılan ve Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret tesciliyle koruma altına alınan Üzümlü Sarucudur. Sarucun yapım süreci tamamen el emeğine ve kadınların maharetine dayanır. İlk olarak, Cimin üzümünün en iri ve kaliteli taneleri seçilir. Yöredeki kadınlar, ince kabuklu bu üzümleri bıçak yardımıyla ortadan ikiye ayırarak çekirdeklerini titizlikle temizlerler. Çekirdeklerinden arındırılan üzüm taneleri güneşte kurumaya bırakılır. Hafifçe kuruyan ve esnek bir kıvam alan üzüm tanelerinin içine, yörede yetişen iri taneli beyaz cevizler yerleştirilir. Üzüm taneleri cevizin üzerine sıkıca sarıldıktan sonra, iğne yardımıyla tespih taneleri gibi ipe dizilir ve kışın tüketilmek üzere tekrar gölgede kurumaya bırakılır.

İlçedeki Tarihî Yapılar

Üzümlü, zengin tarihi geçmişine paralel olarak farklı medeniyetlerden günümüze ulaşan değerli mimari yapılara ev sahipliği yapmaktadır:

Cimin Dağı ve İlçenin Doğal Çevresi

Üzümlü ilçesi, sırtını kuzeyde yükselen heybetli dağ sıralarına dayamış, güneyini ise Fırat Nehri'nin kollarının suladığı verimli ova topraklarına açmıştır. İlçenin kuzeyini kaplayan bu heybetli dağ sırasının tarihi kayıtlardaki ilk bilinen adı "Surp Grigor"dur; bu isim zamanla halk ağzında değişerek "Sipikör" şeklini almıştır. Türklerin bölgeye yerleşmesinden sonra ise dağın adı "Keşiş Dağı" olarak anılmaya başlanmıştır. Son dönem coğrafya literatüründe ise bu dağ sırasına Esence Dağları denilmektedir. Üzümlü şehri, 3.549 metre yüksekliğe sahip Esence Dağları'nın güney eteğinde kurulmuştur. Şehrin hemen kuzeyinde yükselen Cimin Dağı ise 2.350 metre yüksekliğe sahiptir.

İlçenin en önemli akarsuyu, güney sınırını çizen Karasu (Fırat) Nehri'dir. Dağlık alanlardan doğan Cimin Deresi, Pağnik Çayı, Su Deresi ve Değirmen Deresi gibi akarsular ilçeyi drene ederek Karasu'ya dökülür. Dağlık kesimlerde meşe ormanları hakimken, ova tabanında step bitki örtüsü görülür. İlçedeki tek doğal oluşumlu göl, Esence Dağları'nın yüksek kesimlerinde yer alan krater kökenli Aygır Gölü'dür.

İlçenin en popüler doğal dinlenme alanlarından biri, Karakaya beldesinde bulunan Karakaya Çermik Mesire Alanıdır. Burası, yeşillikler içindeki doğal güzelliğinin yanı sıra, yerden kaynayan "kaynarca" adı verilen buz gibi şifalı soğuk su kaynaklarıyla ünlüdür. Alanda ayrıca alabalık yetiştirme göletleri de bulunmaktadır. Her yıl 20 Mayıs tarihinde burada geleneksel "Kaynarca Şenlikleri" düzenlenir. Bir diğer önemli doğa alanı ise Bayırbağ beldesinde, Pahnik Çayı çevresinde bol ağaçlık bir alanda kurulu olan ve altyapı çalışmaları tamamlanmış olan Bayırdağ (Değirmenönü) Mesire Yeridir.

Sansa ve Cibice Boğazları

Üzümlü ilçesi, Doğu Anadolu'nun en stratejik geçiş noktaları olan Sansa ve Cibice boğazlarının çıkışında yer alması sebebiyle tarih boyunca askeri ve ticari yollar üzerinde büyük bir önem taşımıştır.

Üzümlü'ye Ne Zaman Gitmeli?

Üzümlü, karasal iklim bölgesinde yer almasına karşın, etrafını çevreleyen yüksek dağların soğuk rüzgarları engellemesi sayesinde Erzincan Ovası genelinde daha ılıman ve korunaklı bir iklim yapısına sahiptir. Ünlü seyyah Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu durumu "Buraya kar yağar ama üç günden fazla yerde durmaz, daima taze sebzesi bulunur" sözleriyle doğrulamıştır.

İlçeyi ziyaret etmek için en ideal dönem, doğanın canlandığı ilkbahar sonu ile meşhur bağ bozumu mevsiminin yaşandığı sonbahar aylarıdır. Özellikle Cimin Üzümü'nün hasat edildiği eylül ve ekim ayları, asmalardan taze üzüm koparmak, yöresel kadınların cevizli saruç yapımını yerinde görmek ve bu eşsiz mayhoş lezzeti meşhur Erzincan tulum peyniriyle birlikte tatmak için en uygun zamandır. Ayrıca, Karakaya Çermik alanında düzenlenen geleneksel şenliklere katılmak ve bahar coşkusunu yaşamak isterseniz, seyahatinizi 20 Mayıs tarihine denk gelecek şekilde planlayabilirsiniz.

Bir Günlük Üzümlü Programı

Üzümlü'nün tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini bir günde keşfetmek için ideal bir gezi planı:

Üzümlü hakkında tüm yazılar

İlçenin ayrıntılarını konu başlıklarına göre ayrı yazılarda ele aldık.

Gezi ve pratik bilgi

Tarih, üzüm ve çevre

Sıkça Sorulan Sorular

Üzümlü Erzincan'a kaç km?

Üzümlü ilçe merkezinin Erzincan il merkezine olan uzaklığı, tercih edilen güzergaha göre 22-23 kilometredir.

Üzümlü'nün eski adı nedir?

İlçenin tarihi kayıtlarda geçen eski adı Cimin'dir. Bizans ve Antik Çağ kayıtlarında ise Tzumina ve Justinianopolis isimleri de kullanılmıştır.

Üzümlü'de ne yenir?

Üzümlü'de yöreye has mayhoş tadıyla meşhur Cimin üzümü, Cimin üzümünden yapılan cevizli "saruç" tatlısı, Evliya Çelebi'nin de övgüyle bahsettiği geleneksel tereyağlı kete ve keşkek yenir. Bu lezzetleri meşhur Erzincan tulum peyniriyle taçlandırabilirsiniz.

Cimin üzümü ne zaman olur?

Tescilli Cimin üzümünün hasat dönemi eylül ayı ile ekim ayları arasında gerçekleşmektedir.

Üzümlü'de gezilecek yerler nelerdir?

Üzümlü'de gezilecek başlıca yerler Altıntepe Urartu Kalesi, Akkoyunlu Camii, Üzümlü Kalesi, Şeyh Karpuz Mağarası, Karakaya Kalesi ve Su Merdivenleri ile Karakaya Çermik Mesire Alanı'dır.

Üzümlü'ye nasıl gidilir?

Üzümlü'ye özel aracınızla uluslararası E-80 Karayolu üzerinden kolayca ulaşabilirsiniz. Toplu taşımayı tercih edecekseniz, Erzincan il merkezi ile Üzümlü arasında her gün düzenli olarak sefer yapan özel halk otobüslerini ve minibüsleri kullanabilirsiniz.


Bu yazıyı paylaş

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorum Yap

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanır. E-posta yayınlanmaz.

Devamı gelsin

İlgili Yazılar